Derneğimizin mesajı...
Değerli meslektaşlarım ve okuyucular,
Bu yazıda sizlere fizyoterapi ve rehabilitasyonun tanımı, fizyoterapistlik mesleği, çalışma koşulları ve eğitimi gibi konularda kısaca bilgi vermeye çalışacağım.
Fizyoterapi, eski yunan döneminde kullanıldığı bilinen bir tıp alanıdır. Yine bazı kaynaklar Hipokrat’ın çok eski zamanlarda masaj ve hidroterapi yöntemlerini hastalarını tedavi etmek üzere kullandıklarını yazmaktadırlar. Ancak günümüzde uygulanmakta olan modern fizyoterapi yöntemlerinin ilk temelleri 1894 yılında kurulan Chartered Society of Physiotherapy tarafından atılmıştır. Formal eğitim ise bu temellerin ardından farklı ülkelerde verilmeye başlanmıştır. 1950 yılına kadar fizyoterapi hizmeti sadece hastanelerde verilirken, bilimdeki ilerleme ve özelleşmeler ile birçok alanda çalışma olanağını ortaya çıkarmıştır.
Ülkemizde fizyoterapi eğitimi ilk olarak Hacettepe Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu’nda başlamıştır. Bu okulun ardından farklı üniversitelerde Fizyoterapi-Rehabilitasyon bölümleri açılmaya başlamış ve günümüzde bu sayı 22’ye ulaşmıştır.
Fizyoterapistler, farklı branşlardan uzman hekimler tarafından belirlenmiş tanıya göre, yaralanma, hastalık, doğuştan gelen özür, hareket sistemi bozuklukları veya diğer durumlardan kaynaklanan ağrı ve fonksiyon bozukluklarında; kişilerin fonksiyonel limitasyonlarını, ağrıyı, özrü ve yetenekleri, alana özel ölçme, değerlendirme ve inceleme yöntemleri ile belirleyerek, fonksiyonun ve fonksiyonel kapasitenin geliştirilmesine yönelik fizyoterapi ve rehabilitasyon program ve yaklaşımlarının planlanması, uygulanması ve sonuçlarının değerlendirilmesi konularında gerekli bilgi ve beceriyi kazanmış, mezuniyet sonrası eğitimler yada klinik çalışma ile özel ilgi alanlarında da faaliyet gösteren, mesleki özerkliğe sahip uzman sağlık personelidir. Fizyoterapi ise bu bilim dalına verilen isimdir. Fizyoterapi, eski Yunanlılar zamanında ortaya çıkmış bir kavram olarak bilinmektedir. İyilik hali veya sağlık için hareket etme kapasitesinin çok önemli olduğun daha o zamanlarda anlaşılmıştır. Günümüze geldiğimizde de fizyoterapinin sağlık sistemi içerisinde çok önemli bir yere sahip olduğu bilinmektedir.
Rehabilitasyon, kişinin doğuştan veya sonradan, herhangi bir nedenle oluşan kalıcı veya geçici yetersizliklerinin, kaybedilmiş bazen de limitlenmiş olan fonksiyonel kapasitesinin belirlenerek uygun yöntemler ile tedavi edilmesi, psikososyal ve mesleki açıdan da desteklenerek günlük yaşamda bağımsız duruma gelmesini sağlaması sürecidir. Rehabilitasyon bir ekip işi olup, uygulamalarının ana unsuru fizyoterapistlerdir.
Fizyoterapistlik mesleğinin eğitim süresi ülkemizde 4 yıldır. Şu anda Türkiye’de fizyoterapi eğitimi veren 22 üniversite mevcuttur. Üniversitelerin ilgili bölümlerinden lisans diploması alarak mezun olan kişiler fizyoterapist olarak görev yaparlar. Türkiye’de yaklaşık 5600 fizyoterapist bulunmaktadır.
Fizyoterapistler; hastaneler, özel sağlık kuruluşları, klinikler, rehabilitasyon merkezleri, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, spor ve sağlıklı yaşam merkezleri, profesyonel ve amatör spor kulüpleri, huzur evleri, kaplıca ve termal tesisler, toplum sağlığı merkezleri, ergonomi klinikleri vb. yerlerde çalışırlar. Çalıştıkları ortamlarda ekip anlayışı içerisinde diğer sağlık profesyonelleri ile etkileşimlerini sürdürürler.
Türkiye Fizyoterapistler Derneği, fizyoterapistlerin üye olduğu alanındaki en büyük meslek örgütüdür. Bu dernek 1969 yılında kurulmuştur. Bununla birlikte Türkiye Fizyoterapistler Derneği dünyada 101 ülkenin üye olduğu Dünya Fizyoterapi Konfederasyonu (WCPT) üyesidir. Ayrıca derneğimiz, 2010 yılında kurulan WCPT-Avrupa Bölgesi Vakfı Kurucu üyesidir.
Türkiye’de fizyoterapistlik mesleği ve çalışma koşullarını belirleyen doğrudan yapılmış herhangi bir yasal düzenleme yoktur. Konu ile ilgili olarak uzun zamandır sürdürülen çalışmalarda sona yaklaşıldığı ifade edilebilir. Özellikle Sağlık Bakanlığı tarafından sürdürülen “Sağlık Meslekleri Kanunu” ile; derneğimizin yürüttüğü çalışmaların, mesleğin hak ettiği Avrupa ve dünya standartlarını yakalama özlemine son vereceğine inanıyoruz.
Hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Sağlıklı, huzurlu ve mutlu daha güzel günlere…
“HAYATINIZA HAREKET KATIYORUZ”
